ja_koniga

Adem Korkmaz on Facebook
Can Yeleklerinizi Alın!
Adem

Allah Hidayeti dilediğine verir..Keza o dilemeden siz dileyemezssiniz...İstememiz gerekli.Ona sual veya hesap soramayız.Beni niye cehenneme attın! Yada benim başıma bunları niye verdin gibi akıl yoksunu,şeytan adedi fikirlerle kendimizi oyalamamız nafiledir..Boştur..

Uyanık olun!..Etrafınızdaki herhangi bir nesneye bakın..Bir çakmak yada bardak..
Tirilyonlarca yıl geçse doğa şartları,tabiat kanunları o nesneyi o hale getiremez..
Bir ustanın dokunması gerekir..Bu açıdan kendinizi inceleyin..Herhangi bir hayvanı,yıldızı,güneşi,suyu..Etrafınızda şaheserler o kadar çok ki!!
Bunlar akıl yoksunu ateislerin imalarında olduğu gibi tesadüflerle açıklanamaz!..

Akıl mutlaka kanaat getirirki yaratılmıştır..Ve bu kadar muazzam bir düzen ve özellikle insan başıboş değildir...
Gökte tahtında oturan tombul dede şeklinde bir tanrı anlayışı diğer dinlerde vardır..Bu anlayış o kadar ileri gitmiştir ki sözde evreni,dünyayı,insanı yaratmış köşesine çekilmiş şimdi de izliyor mantığı hakimdir..

 
Uğurlar Ola
Adem

Gururun ikimizi de perişan ediyor
Ben sabır dağındayım,sen kaf dağın da
Korkular bitmek bilmiyor.
Yollar arsız,yolcu arsız!

Elveda düşlerim,merhaba orta yaş

Artık çok yakın çıldırmak!

Gel hüzün gel!
Bıraktığın gibiyim!
Gül solgun! Papatya hala küs!

 
Türk Şiiri Nereye Gidiyor
Adem Korkmaz

Şiir hayatın içinde olup,her anında bulunmasına rağmen malesef sürekli göz ardı edilen, bir sanat dalı oldu.Yayıncıların hor baktığı bu dalda gariptir çok sayıda şairlik yolunda ilerleyen insan bulunmakta.Şiir kitapları satmadığından dem vuran yayıncılar şairlerden genellikle kitap masraflarını talep ediyor ancak o şekilde kitap basacaklarını söylüyorlar.Garip şair manevi emeğinin yanında birde maddi katkı sağlayarak elinde bulunan şiirlerini kitap haline getiriyor.Buraya kadar güzel.Kitabı basan güya yayınevi şairin eline 1000 adet veya daha fazla kitabı veriyor.

  İyide kardeşim şair bu bin kitabı ne yapsın! Üzülerek söylüyorum şairler maalesef  bir çok yayıncının gelir kapısı olma yolunda aday görünüyor. Şiirle yazıyla uğraşanların arasındaki bir anlatıma göre:Türk halkının dörtte üçü şairdir! Parantez açmalıyım. Şair olmak için okumak gerekiyor,hem de çok fazla okumak.Burda büyük tezatlar bulunuyor.Dörde üçü şair olan bir halkın şiir kitaplarına düşkün olması gerekir,bırakın şiiri maalesef  bizler kitap okuma fakiriyiz.
Bu söz “Türk halkının 4/3 şairdir” kocamana bir yalan, yalan olmakla kalmayıp şairlere haksızlıktır.O yüzden şu sözü şiir yazmaya başlayan bütün gençlerde başlangıçlarında ağır bir şekilde yüzlerine vurulur:

 
Siz hislerinizle Yorumluyorsunuz!Biz yorumlayınca ne oluyor?
Adem Korkmaz

Bir insan düşünün! Edebiyatcıyım desin!Her platformda bunu takrar etsin!Tv programlarında vurgulayarak kültür felsefesi yaptığını söylesin!

Ama aynı insan Tv proğramlarında asla edebiyat yapmasın! Asla Kültür felsefesi yapmasın!

Aksine edebiyat söylemi ile uyuşmayan bir uslüp kullanarak milyonlarca insana hakaret etsin!

 

Hiç bir belgesi olmadan sürekli eleştirsin!

Dahada ileri giderek T.C Cumhurbaşkanı'nın eşi hakkında,onun elbiseleri hakkında dengesiz,saçma sapan yorumlar yapsın!

 
Belarus Minsk de 4 Ay
Gezi Notları

Şuan da kulağımda ince bir fon müziği yankı yapıyor, bu müzik ademkorkmaz.com isimli kişisel sitemden gelmekte. Yaşadığım dört ay kareler halinde gözümün önünden geçe dursun… Uzun bir aradan sonra sizlerle yeniden buluşmanın heyecanını duysam da biraz sonra okuyacağınız satırlar eminim sizleri benim neden heyecanlandığıma ikna edecek.Sudi Özkan Belarus Minsk Şehrine Prenses otellerinden birini inşa etmişti. Mimar H.Osman Güreli vasıtasıyla bizde bu şantiyede kaba işçiliği bitmiş otelin boya işlerini metrajlı almış, babama yardım amaçlı;ustaları götürmek, işi yoluna koymak, sözleşme yapmak vb…”hem ticaret hem ziyaret” bu şehirde bulunmak zorunda kaldım.İşte gözlemlediklerim:

 
Yarım Kalan Dua
Yarım Kalan Dua

Yarım Kalan Dua diğer bir değimle bir savaşın adıdır.Hamza çocuklu evresinden itibaren okuyucuya tanıtılır.Çocukluğu ve geçirdiği derin hüzünler Hamza da olgun bir ruh ve sabır gibi önemli yansımalara neden olmuştur.Karşılaştığı engelleri sıçrama tahtasına dönüştüren Hamza’nın en büyük düşmanı cahilliktir.
Çevresinde yaşayan insanlar bu cehalet yüzünden  birbirlerine zarar vermektedirler. Bu zararları en az’a indirmeye çalışan Hamza zamanla bu insanların nefret eksenine girer! Girmekle kalmaz ciddi ölçüde kin besleyen düşmanlar edinir.

Diğer yandan okul serüveninde iyi bir finale erişme çabaları devam etmektedir.

Cehaletle yaptığı mücadele ona bazı zararlarda vermektedir. Öyle ki üniversite sınavında çok iyi bir yer kazanmış olmanın haberini dahi alamamıştır.

 
Türiyede Edebiyat ve Dergicilik
Adem Korkmaz

Yıllar  oldu…Şiirlerle haşir neşir olmak farklı bir tat.Çıktığım bu uzun yol bitecek gibi görünmüyor.Kendimi tanımaya başladığım andan bu yana adına şiir dedikleri kavramla birlikteyim.Elbette çok zorluklar gördüm.Defalarca yazmaya küstüm,yazdığım şiirleri saymak adedim olmadığı için sayısını soranlara binlerce diyordum.Aslında hiç de öyle değilmiş.hepsi hepsi beş yüz kadar şiir,her yazdığım şiirin ayrı bir öyküsü bulunmakda.Zira şiir yazmadan önce mutlaka öyküsünü yaşamanız gerekiyor.Aksi taktirde gönül alıcı şiirler üretemiyorsunuz.

 
MHP 'nin AKP Düşmanlığı,Dünü,Bugünü
Adem Korkmaz

İlk kez MHP eksenli bir yazı kaleme alıyorum. Peşinen yandaş veya hain ilan edilmeyi göze alarak! Sözde Kemalistlerin tepkisini,yine sözde ülkücü geçinen cenahın tepkisini alacağımı bilerek,Hz Ali'nin "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" sözüne istinaden sadece doğruları yazmak adına bu konuya giriyorum.

AKP ye neden bu kadar düşmanlık sergileniyor? Konumuzun ana teması bu! Hatta makalemizin başlığı bu !Uzaktan bakan parti ile hiç alakası olmayan Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar bekasını isteyen bizlerin penceresinden görünenleri aktarmak istiyorum!..

 
Güneş ve Ahiret Denilen Yer
Adem Korkmaz

Bu yazıyı ahiret gününe inanmayan bir arkadaşımı ikna etmek için yazmıştım.Ona verdiğim bu örnek nihayet  ikna etti..
İnsanoğlu ne kadar da kibirli ve yalancı.
Ölümün hak olduğunu bilir gereği gibi yaşamaz.
Bunun yanında birde inanmayanlar var.Tabi inandığını söyleyip sürekli şüphelenen “ahiret” diye bahsedilen hesap gününe bir türlü inanmak istemeyen insanlar var!Hatta milyonlarca hayat..Bu örnekle belki birilerini ikna edebiliriz.

-Bir Dünya düşünelim,evet aynen bizim Dünyamız gibi bir Dünya!
Bu örneğini  vereceğim Dünya bizim şuanda Dünyamız üzerinde bulunan kutuplara çok benzer bilirsiniz 6 ay gündüz 6 ayda gece yaşanan bölge,tek farkı gündüzün olmadığı Dünya.

Evet örneğimize dönelim;

Bu çizdiğimiz Dünyayı tasvir edelim.Aynen bizim Dünyamız gibi fakat gündüz yaşanmıyor.Orda yaşayan insanlar kesinlikle Dünyalarının tarihi boyunca gece olmuş,günüz diye bir terimle karşılaşmamış;dolayısıyla  bizim adına Güneş dediğimiz bir enerji kaynağıyla haşir neşir olmamış insanlar topluluğunun yaşadığı bir yerdir.

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

İstatistikler

mod_vvisit_counterBügün42
mod_vvisit_counterDün380
mod_vvisit_counterBu Hafta1655
mod_vvisit_counterBu Ay10086
mod_vvisit_counterToplam252085