|
Rus Kafkas Ordusu Başkumandanı, Üçüncü Ordunun ilerleyişi üzerine; 2-3 Ocak 1915 günlerinde telsiz-telgraf ile müttefikleri Fransa ve İngiltere’ye, günde birkaç defa yalvarırcasına başvurarak: “Telefon konuşmalarını durduran soğuk ve kış, Türk ordusunu engelleyemiyor. İkinci bir cephe açarak, Türk ordularının ilerlemesi durdurulamaz ise, zengin Bakü petrolleri, Osmanlı-Alman ittifakının eline geçecek ve Hindistan yolu onlara açık bulunacaktır!” haberini gönderiyordu."
Sarıkamış;Bir destanın ismiydi,yüreklerde soğuk kol gezerken,ince bir ölüm takip ediyordu 120 bin kahramanı… -Aman Allahım 120 bin insandan bahsediyoruz!Yokluğun en çetin tavırlarına rağmen bu 120 bin yiğit ölüme meydan okuyor,sessiz sedasız canlarını veriyordu.. Soğuğun -40 derece olduğu Allahuekber dağlarında taptaze fidanlar ölüme koşuyordu... Enver paşa her ne kadar suçluysa da burdaki en önemli nokta mevcudunun yüzde doksanını kaybeden ordunun inanılmaz inatçılığı ve emre itatkarlığıydı.Gözleri ıslatan sahneler o kadar fazla ki… Sarıkamış’ın destansılığından sıyırlıp da taaruza bakarsak birliklerin büyük kısmının özellikle Arabistandan geri çekilen ve güneye sevk edilen sıcak iklime alışmış,teçhizatları yönünden kış şartlarına hazırlıklı olmayan birlikleri görrüz! "9.10.ve 11 kolordu birlikleri 24 Aralık 1914 günü yaklaşık eksi 40 derece soğukta büyük Sarıkamış Harekâtına başladı. Ayrıca, gerilla harbi yapan yarı resmi Türk çeteleri de, Ardahan’a hareket etti. Üçüncü Ordudan bazı kıtalar, 24-25 Aralık gecesi, Sarıkamış’a ulaşmayı başardı. Ancak, Allahü Ekber Dağlarını aşarken çetin zorluklar ve kış şartları sebebiyle gerek miktar, gerekse mevcut silahları yönünden çok zayiat ve kayıp verdiler. Allahü Ekber Dağlarını aşan Mehmetçiklerden bir kol da, Sarıkamış’ın doğusundaki Selim İstasyonuna vararak demiryolunu tahrip edince, Sarıkamış’taki Rus kolorduları paniğe uğradı. Gayriresmî Türk çeteleri de, 1915 yılı başında Ardahan’a girdi. Rus Kafkas Ordusu Başkumandanı, Üçüncü Ordunun ilerleyişi üzerine; 2-3 Ocak 1915 günlerinde telsiz-telgraf ile müttefikleri Fransa ve İngiltere’ye, günde birkaç defa yalvarırcasına başvurarak: Telefon konuşmalarını durduran soğuk ve kış, Türk ordusunu engelleyemiyor. İkinci bir cephe açarak, Türk ordularının ilerlemesi durdurulamaz ise, zengin Bakü petrolleri, Osmanlı-Alman ittifakının eline geçecek ve Hindistan yolu onlara açık bulunacaktır!” haberini gönderiyordu. Kış, 3-4 Ocak 1915 gecesi daha da şiddetlendi. Fırtına ile yağan kar, yolları tıkayıp, çadırları yıktı. Arkasından da dondurucu soğuklar bastırınca, 150 000 kişilik ordunun 90 000’i (veya 60 000’i) donma, dizanteri ve tifo gibi hastalıklarla mahvoldu. Sarıkamış İstasyonuna giren Enver Paşa, bu felaket karşısında, Üçüncü Orduyu yüzüstü bırakıp, İstanbul’a döndü. Bu harekâtta Ruslar, 32 000 kayıp verdiler. Sarıkamış Harekâtı; kuşatma harekâtıyla düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedef alan, başarılı bir plândı. Ancak, stratejinin faktörlerinden zaman iyi değerlendirilmediği, kuvvetler de böyle bir harekâtı yapacak şekilde teçhizatlandırılmadığı için başarısızlıkla sonuçlandı. Ordunun kış şartlarına hazır olmaması ve olumsuz iklim şartları sebebiyle ikmal ve iaşe hizmetlerinin yapılmayışı, kıtalarda açlığa, hayvanların telef olmasına, dolayısıyla birliklerin dağılmasına sebep oldu. Enver Paşanın şuursuzca verdiği gece taarruzu emirleri, kayıpları daha da arttırdı." Kar doksan bin boran gözlü şehide kefen olmuştu.Onları bekleyen anneler,eşler ancak cennette kavuşacaklardı. Onları yeniden saygıyla anıyorum. Ruhları şad alsun! Varlığını hissettikçe
Yüreğim 90 bin parçaya bölünüyor Her yılın aralalığında Boran gözlerime oturuyor, Üşüyorum Aralık,
Ayaklarım üşüyor, Ben Osmanlının son neferi
Ben Enver paşanın oyuncağı Ben Arabistan yorgunu... Yorgunluğuma denk geldin aralık! Soğuk gecelerin düşlerimi kovalarken Uykularımı üşütüyorsun aralık! Amansızca kovalasada yorgunluk
Ağır geliyor aralık Dondurdu kalbimi özlemin Senin aşkın kime aralık
Bahçemde ne papatya var ne gül! Toru topu otuz gün ömrün! Kokun ölüm,toprağın ölüm Ölüm beyazı aşkların,tutkuların Başıma bela oldu aralık! Gözlerin de bülbülün dramı
Gecem üşüyor.Ölüyorum aralık! Kapanıyor bir devrin yiğitlerine bölüm,
kış bahçelerinde hoyrat bir rüzgar oluyor ölüm Ben senin ölüm beyazı, Aşklarını düşünürken Soguk rüzgarların saçlarımı yoldu. Şair yoruldu,şiir bile kurudu Düşlerim üşüyor,üşüyorum aralık!
Yüreğim kalbinin kapılarında Erimeyi beklerken Tut hislerimi,merhamet aralık,merhamet! Ölüm beyazı aşklarının aşkına,
Dokunma gözlerime. Sus artık aralık!
Osmanlı üşüyor,ben ölüyorum aralık! .. |