|
Bloglar
|
|
Tamer Duran İnsanlık tarihi boyunca yaşanan büyük savaşların gerekçelerinin başında dinler gelir ya da dini gerekçelerle hareket etmenin sağladığı kolaylık sebebiyle öyle lanse edilir. Oysa asıl mütesebbipleri, var oldukları sürece asalak yaşamaya alışmış sömürü ustaları emperyalist güçlerdir. Onlar perde arkasından kan kaybından yorgun düşüp yıkılacak avının hayali ve heyecanı içinde iştahla bekler. Ektiği nifak tohumlarının ürününü toplayabilmek için sabırsızlanır. Zulümde sınır tanımaz. Planlarındaki her aksama hiddete, hiddet azametli güç gösterisine dönüşür. Küresel savaşların amacı; Ülke sınırlarını egemen güçlerin çıkarları istikametinde ihtiyaca göre yeniden düzenlemektir. Dünya çapında akan kanın, gözyaşlarının sebebi de işte budur. Günümüzde adı konulmamış olsa dahi III. Dünya Savaşı cereyan etmektedir. Orta yoğunluklu ve aşamalı olarak süren bu savaş daha uzun yıllar süreceğe benziyor. Buna bağlı olarak akan kan ve gözyaşı da kuşkusuz sürecektir.Bütün bu gelişmeler dünya kamuoyuna "demokrasi ve özgürlük götürmek" olarak sunulmaktadır.
|
|
Dünya Genel
|
|
TASAM Afrika Ens. Direktör Y. Ufuk TEPEBAŞ Son dönemde Afrika kıtası ile ilişkilerde büyük bir atılım gerçekleştiren Türkiye, ekonomik ve siyasi işbirliği konularında reform paketlerini uygulamaya koyarken, sahip olduğu tecrübeyi, kıtadaki ülkelere aktarma konusunda önemli faaliyetler göstermektedir. Bu süreçte, kıta ülkeleri ile kültürel ve sosyal alanlarda da gelişen ilişkileri gözlemlemek mümkündür. Afrika’nın ise Milenyum Kalkınma Hedefleri’ne (MKH) ulaşabilmesi için sürdürülebilir bir kalkınma hızı yakalaması, makro ekonomik istikrarın sağlanması, barış ve güvenliğin tesisi, demokrasi, insan hakları ve iyi yönetim konusunda gösterilen çabaların sağlam temeller üzerine oturtulması gerekmektedir.Son dönemde bu doğrultuda gösterilen çabalar, çok sayıda Afrika ülkesinin büyüme göstergelerinde dikkate değer gelişmeleri beraberinde getirse de BM Milenyum Kalkınma Raporu’nda Afrika’nın içinde bulunduğu riskler, söz konusu hedeflere belirlenen tarih olan 2015’ten önce ulaşılamayacağını göstermektedir. Türkiye’nin Afrika kıtasındaki geleneksel partnerleriyle ekonomik ve ticari ilişkilerini arttırması ve yeni partnerlerle de söz konusu bağlantıların geliştirilmesi gerekmektedir.Bu kapsamda “ortak bir gelecek için dayanışma ve işbirliği” ana temasıyla gerçekleştirilen “Türkiye- Afrika İşbirliği Zirvesi” yakın dönemde hızla gelişen ilişkilerin önemli bir göstergesidir.
|
|
Medya
|
|
Türk medyası son bir yılda bir kez daha çok ciddi, çok çetin sınavlardan geçti.Burada “malum medya”nın 7 tarihi olayda sergilediği ikiyüzlülüklere, çifte standartlara dikkat çekerek, nasıl bir sınav verdiklerini yeniden vurgulamak istiyoruz…
1) Cumhurbaşkanlığı seçim süreci Hiç üstlerine vazife olmayanlar tarafından, millet iradesi yok sayılıp yasalar ayaklar altına alındığında, yetki ve görev alanlarının dışına çıkılarak cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale edildiğinde, “malum medya”, CHP ile birlikte makul çoğunluğun iradesini yok sayıp net bir şekilde azınlığın tercihinden yana tavır takınmıştı.
|
|
İnsana Dair
|
|
Tabip Dr. Mevlüt Katırcı Irk ayrımı teorisi, milletler ve ırkların eşit olduğu gerçeğine inanmayan sapık bir düşünürün veya felsefecinin görüşüdür. Bu batıl görüşün taraftarları dünyanın en güçlü ve seçkin(!) ırk tarafından yönetilmesi ve diğer zayıf ve aşağılık ırkların(?!) ona eğilmesi gerektiğini iddia ederler. Bu tür bir düşünce tarzı her şeyden önce insanlığın yaşam felsefesine aykırı olup ferdî ve sosyal hürriyete ters düştüğü gibi; zayıf halkların tezyifine ve büsbütün yok olmasına da zemin hazırlayacaktır. Kaldı ki çağdaş tarihçi ve düşünürlerin çoğu, ırk ayrımının ilmî ve tarihî hiçbir dayanağı olmadığını ve safsatadan ibaret uyduruk bir görüş olarak ortaya atıldığını belirtmektedir.
|
|
İnsana Dair
|
Bilat Atış İlmin en büyük bir silah olduğu ve bilginin alabildiğine hızlı seyrettiği günümüzde okumayanın kaybedeceğini söylemek asla bir kehanet sayılamaz. Bu pencereden hayata, imtihanı kazanmak için gelen bizler hangi açıdan bakarsak bakalım okumaya mahkum olduğumuzu asla unutmamalıyız. Peki okuyor muyuz? Yada okuyorsak bu yeterli mi? Bugünkü halimize bakanların okumanın yeterli olduğunu söylemesi elbette büyük bir haksızlık olur. Çünkü toplumumuzda okuma alışkanlığının henüz oturmadığı bir gerçek. Böyle bir zeminde okumayı öğrenmek ve onun yüksek erdeminden bahsetmek abesle iştigal gibi olur. İlmin en büyük silah olduğuna inananlar için okuma eylemi, hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alır. Okuma eylemine alışmamış ve onu hayatın bir parçası haline getirmemişler için bu durum marjinal bir seçim olsada okumanın insani bir eylem olduğuna inanan için bu asil eylem her ferdin insanlığa bahşedeceği bir borcudur.
|
|
Makaleler
|
|
Esra Aksu Ne bekliyordum hayattan? Bunca zaman yedirmediği ekmeği yağlayıp ballayıp önüme koydu diye yüzümde çiçekler açtı;oysa ekmeğin küfü değil miydi sakladığı ballar ardında?
Yazılanların ötesinde kalır gerçekler kimsecikler anlamaz diye umuyorum ya sen anlasan neye yarar gittikten sonra.. Sana bahane aradım çok defa,bütün huysuzluklarım bundandı kusura bakma.her defasında içine attın bense bir kenara not aldım suskunluğunu.biliyordum ki birgün önüme çıkacak bu yaptıklarım ve sen hak ettin diyerek çarpacaktın kapıları..
|
|
Internet Genel
|
|
Songül ERDOĞAN Google gençlerin en çok çalışmak istediği firmaların başında. Ama içeri adım atmanın zorluğunu ön sınavdan seçtiğimiz birkaç mantık sorusuyla siz de görebilirsiniz 11 milyar dolara yakın ciro, 3 milyar doları geçen net kâr... Hiçbir kullanıcısından hiçbir hizmeti için para istemeyen Google internet dünyasının en çok kazanan operasyonu olma özelliğini yıllardır koruyor. Bu başarısının arkasındaysa Stanford Üniversitesi' nde okurken yarattıkları arama algoritmasını başarıyla sitelerinde uygulayan Sergey Brin ve Larry Page'in dehası yatıyor. Bu iki mühendise orkestra şefliği yapan Başkan Eric Schmidt de yaratıcı zekâsıyla tanınıyor. Tepe takımın personel prensipleri ilk günden bu yana değişmiş değil: sadece en iyilerle çalışmak. Firma işe alım öncesi yaptığı zorlu görüşmelerle meşhur. İşe alınabilmek içinse mülakatlarda bir kişinin bile hakkınızda olumsuz görüş bildirmemesi gerekiyor. Başta ABD olmak üzere birçok ülkede araştırmalarda gençlerin ilk çalışmak istediği şirket olarak çıkan Google'ın mülakat öncesi testleri bile yeteri kadar zorlu. İşte sizin için seçtiğimiz birkaç örnek:
|
|
Makaleler
|
|
Prof. Dr. Vural Altın
Yapraklarıyla Adem ve Havva'yı örtmüş olan incir bitkisi, halk arasında bir takım batıl inanışlara da yol açmışlığıyla, gizemli bir konuma sahiptir. Bilindiği gibi incir, ağacının hem meyvesi, hem de çiçeğidir; açmaz. Bu meyvenin içi erkek ve dişi çiçeklerle dolu bölmelerden oluşur. Herhangi bir incir meyvesindeki çiçeklerin dişileri, erkeklerden daha erken olgunlaşıp, üremeye hazır hale gelirler. Fakat ortalıkta henüz, 'işte bu benim prensim’ diyebilecekleri olgun erkekler yoktur. Erkek çiçekler olgunlaştığında ise, dişiler döllenme çağını çoktan kapatmış, yeni bitme yağız delikanlılar için, tren artık kaçmıştır. Yani; aynı ağaçtaki tüm meyvelerin, önce dişi ve sonra erkek çiçekleri, kendi aralarında eşzamanlı olarak, fakat art arda olgunlaşırlar. Bunun anlamı da; bir incir ağacındaki meyvelerin dişi çiçekleri olgunlaştığında, bunları dölleyecek erkek çiçeklerin henüz polen vermediği, erkek çiçekler olgunlaşıp polen verdiğinde ise, dişi çiçeklerin üreme yeteneğini çoktan kaybetmiş olduğudur. Dolayısıyla da, tek bir incir ağacı kendi başına döllenmeyi başaramaz ve meyve veremez. Bu durumda; bir yöredeki tüm incir ağaçlarının eşzamanlı olarak olgunlaşmaları demek, üreyememeleri ve türlerinin son elemanları olmaları anlamına gelir. Yani argo deyimiyle bu, incirlerin ayvayı yemesi demektir. Hala incir yediğimize göre hal böyle olmasa gerektir... Nitekim, farklı ağaçlar farklı zamanlarda olgunlaşır ve böylelikle, aralarında döllenmeyi mümkün kılarlar. Yani bir ağacın dişi çiçekleri, diğer bir ağacın erkek çiçeklerince döllenir. Ama bu durumda da, erkek çiçeklerin polenlerinin bir ağaçtan diğerine taşınması gerekir ve bu işi yapacak bir 'aracı'ya gereksinim vardır.
|
|
|