ja_koniga

Başbakanın Davosdaki Tutumu
Kazım Öztürk

 

Durmadan; “Yumruğu masaya vuracak birisi lazım”, “Silik politika istemiyoruz”, “El pençe divan durmanın anlamı yok”.... diyorduk. Önceki devlet adamlarını; “Sessiz kalmakla” suçluyor, tepki koyuyorduk.

Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan, adeta bizim hislerimize tercüman oldu, bizim diyemediklerimizi dedi ve yapamadıklarımızı yaptı. Yaptı da dünyanın her köşesinden olumlu tepkiler geldi. Hatta İsrail’den bile. İsrail başbakanı ve Cumhurbaşkanı özür beyan ettiler.....

Şunları da dedik ve diyoruz; “Diplomaside böyle şeyler iyi olmaz, sonuç fenaya varır” . diyelim ki sonuç fenaya varacak. Ne olabilir? İsrail bize ambargo mu koyar? Bize samanın altından su mu yürütür? Bizans oyunları mı devreye sokar?  Şimdiye kadar sessizliğimizi koruduk da ne oldu? “Aman fincancı katırlarını ürkütmeyelim” dedik de bize madalya mı taktılar? Bizi dünya ülkelerinin lideri mi yaptılar? Ne zaman ayaklarımız üstüne kalkmaya çalışsak çelme takmadılar mı? takmıyorlar mı? yıllardır AB’ye girmek için uğraş veriyoruz, bir arpa boyu yol aldırdılar mı?....

 
İsrail'in AK Parti'yi tasfiye planı ve 'aydın yosmaları'
İbrahim Karagül



Malum tetikçiler, bugünlerde tekrar serbest bırakıldı. Her kriz döneminde olduğu gibi, her kriz çıkarmak istediklerinde olduğu gibi, her ABD ya da İsrail için “kutsal savunma” hatları kurdukları zamanki gibi. Onları biliyoruz biz. Çok iyi tanıyoruz. Bugüne kadar bu ülkede hangi senaryolarda görev aldıklarını, ne tür kirli ve onursuzca roller üstlendiklerini biliyoruz. O “aydın yosmaları”nın iç çatışma tezlerini, mezhep savaşları projelerini, Irak'taki kitlesel kıyımdaki misyonlarını, medeniyetler çatışması uğruna yürüttükleri Haçlı Savaşı'nı biliyoruz. İslam'a karşı yürütülen, Müslümanlara karşı projelendirilen o acımasız kampanyanın küçük figüranları onlar.

Türkiye'de kadınlar Suudi Arabistan'dan bile geriymiş, Türkiye cezalandırılmalıymış, Türkiye'nin önü kesilmeliymiş, askerler darbe yapmalıymış.. AK Parti tasfiye edilmeliymiş.. Bunlar ve daha niceleri onların teziydi. Onları günü gününe izliyoruz, her yazdıklarını, konuştuklarını not alıyoruz. Kimler adına söz söylediklerini, ne zaman ortaya çıktıklarını ve çıkacaklarını biliyoruz.

 
Tarihsiz Kanada, coğrafyası ile öne çıktı
Gezi Notları

   

Engin Sezen


Kanada ile ilgili hakim kanaatlerden biri de,  ülkenin sıkıcı bir tarihi  olduğudur. Yeni Dünya’nın tarihi, Eski Dünya’nın tarih anlayışına göre, gerçekten de renksizdir, heyecansızdır. 

Avrupa ve Asya’daki  yüzyıllık savaşları, anlaşmaları, görkemli mimariyi göremeyiz Kanada’da; çağlar açılıp kapanmamıştır. Ülke tarihini ; yerlilerin yaşadığı ilk dönemler, Avrupalı kaşif tüccarların gelişi,  Fransız İngiliz hakimiyet mücadeleleri ve  federasyon gibi bir kaç ana başlıkta tasnif edivermek mümkündür.

Kanada’da öne çıkan tarih değil,  coğrafyadır… Yazılı tarihi, neredeyse coğrafi keşiflerle ( 15.yy) başlayan ülkenin mazisini; zaferler ve fetihler değil, keşfedilen ( ve halen keşfedilmekte olan)  yeni adalar, koylar, göller, denizler süsler. Burada tarih, coğrafyanın zaptından ibarettir. Tarih, toplumsal olaylardan ziyade,  insanın mekanla olan uyum mücadelesinin serencamesidir.

Kanada... Devrimsiz, milli mücadelesiz, fütuhatsız ve kahramansız bir ülke... Milli bir aidiyet arayan insanlar topluluğu.  Kendini arayan, anlamaya ve keşfe çalışan, kişilik çatışmaları içinde bir ergen...

 
Davosdaki Reste İtiraz Edenlerin Ergenekonu Destekliyor Olması Tesadüfmü?
Tamer Korkmaz

 

Başbakan Erdoğan'ın Davos'taki tarihi restine içeride itiraz edenlerin genelde Ergenekon destekçisi olmaları tesadüf müdür?

Bu bağlamda hayli aydınlatıcı, öğretici örnekler var.

Mesela…

Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek, Erdoğan'ın Davos'ta oturumu terk etmesini “Türkiye'yi utandıracak bir hareket” olarak yorumlamış…

Perinçek “ulusalcı” değil miydi?

Erdoğan'ı yıllardır “Amerikancı” diye niteleyen Doğu Perinçek, Türkiye'nin onurunun korunmasına ve İsrail'in zor durumda kalmasına tepki gösteriyor!

İsrail Cumhurbaşkanı'nın suratına hakkın ve hakikatin haykırılmasından rahatsız oluyor.

Neden acaba?

Bu sütunda ısrarla 'Batı' Perinçek diye yazdığımızı hatırlayınız.

Doğu Perinçek, İsrail-ABD tandemine olan bağlılığını, yıllanmış misyonunu gizleyemez hale gelmiştir.

 
Allah'ına kadar Tayyip!
Siyaset Genel

 

Behiç Kılıç

Ohhhh!.
Efendiler, sebep sonuç bir tarafa...
Ne olursa olsun nihayet, ahir ömrümüzde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsil eden bir kişinin sesinin, hem de uluslararası ceberrutlara karşı gür bir şekilde çıktığını duymak nasip oldu...
Biz alışmışız bu ülkenin tepesindekilerin, bizleri temsil edenlerin sümsük tavırlarına ve de itilip kakılmayı bizlere  “büyük diplomatik başarı” diye yutturmalarına!.. Ülkemizi birinci dereceden ilgilendiren hayati ilişkilerde bile, bir kenara konulup konu mankeni olarak kullanılmaya...
Ekranda daha ilk andan itibaren duyduklarıma inanamadım... Başbakan çatır çatır, İsrailliyi param parça ediyor, hiç evelemeyip gevelemeden eşkıyalığını, cinayetlerini, entrikalarını suratlarına vuruyor...
Allahına kurban Recep Tayyip Erdoğan!..

 
İsrail'in yüreğini ağzına getiren anket
Prof.Osman Özsoy

 

Bu yazı gelecek hafta yazmak için planlamıştı. Demek ki vakti şimdi imiş…
Aşağıda sonuçlarını vereceğim bir anket, Başbakan Erdoğan’ın Gazze konusunda nasıl bir kamuoyunu arkasında hissettiğini çarpıcı bir şekilde yansıtmaktadır. Ama önce düne dönelim.
Başbakan Erdoğan, dün akşam Davos’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Mun, İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres’in katıldığı "Gazze: Ortadoğu'da Barış" panelinin sonunda İsrail Cumhurbaşkanı Peres'in sözlerine cevap verirken sözü kesilince toplantıyı terk etti. Erdoğan "Benim için Davos burada bitmiştir" dedi ve yanlı tutumu nedeniyle moderatöre tepki gösterdi.
Bu olayın yansımalarını birkaç başlıkta şöyle değerlendirebiliriz:
1. Dünya medyasının projektörlerini Davos’a çevirdiği bir ortamda Başbakan Erdoğan bu tavrıyla, Gazze vahşetini dünya kamuoyunun gündemine damardan sokmuş ve Davos’ta adeta Gazze sergisi açmıştır.
2. Toplantıda BM Genel Sekreteri’nin bulunmuş olması büyük bir avantajdır. Başbakan Erdoğan 3–5 ahbabın geyik yaptığı ve birbirlerinin gazını aldığı bir ortamda “Ah Filistin” edebiyatı çekmemiş, Gazze’deki vahşetin dile getirilebileceği en kritik mahfilde “kral çıplak” demiştir.
3. Başta Osmanlı coğrafyası olmak üzere tüm İslam dünyasında, Fas’tan Filipinlere kadar tüm Müslümanlar Erdoğan’ın bu tavrını alkışlayacaklardır. Erdoğan İslam dünyasında bir hit olacaktır. Kuşkusuz bu durum Türkiye’nin dünyadaki imajı açısından güçlü bir fotoğraf sunacaktır.

 
Yumruğu masaya vuran lider arayanlar
Dünya Genel

 

Ünal Tanık

Masaya yumruğunu vuracak lider arayanlar nerede?

Davos’ta bir deprem yaşandı.

İsviçre'nin dağ kentinde olup bitenleri ekranlardan izledik. Yorumcuların yaptığı yorumları ağzımız açık dinledik.

Davos’taki Ortadoğu oturumunda, iki koldan yürütülen saldırılara karşı Türkiye Başbakanı Erdoğan net bir tavır koydu ve salonu terketti.

Gazze’de 1300 kişiyi katleden, 5 bin kişiyi yaralayan, 20 bin evi yıkan bir terörist devletin Cumhurbaşkanı olarak üste çıkmaya çalışan Şimon Perez’in net ve açık suçlamaları vardı. Suçladığı kişi Başbakan Erdoğan idi.

Üstelik suçlayan ifadeler diplomatik nezaketle izah edilebilecek sınırlar içinde değildi. Dahası oturumu yöneten moderator David Ignatius, süre kullanma kosunuda yanlı bir tutum takındı.

 
İmam-ı Rabbani Hz'nin Şüphesi
Sati Kayalıbay

 

İslam dünyasında ikinci bin yılın müceddidi (Yenileyeni,güncelleyeni) olarak anılan İmam-ı Rabbani Hz. (Ahmet Faruki Serhendi M. 1563-1624) yarım yüzyıllık hayatım boyunca ıstırabını çektiğim,var oluşu doğru anlamlandırabilmek noktasında,başlıca yol gösterici zatlardan birisi olmuştur benim için…

     Her ne kadar,onun Mektubatını en az 5 kere okunuş olduğum halde,en çok yüzde yirmisini anlayabilmiş olsam bile, (Çünkü İmam-ı Rabbani Hz.’nin eşine-dostuna yazmış olduğu mektuplardan oluşan bu dev eser,  “Hal”  ilmini anlatmaktadır.)  belki de diğer alimlerle aynı şeyleri söylediği halde,onun üslubu veya tarzı bana daha bir sıcak gelmiştir hep…

 Yirmili yaşlarıma geldiğimde,hayatımı anlamlandırabilmek adına felsefeden medet ummuş olmam ve bu çerçevede,başta dinler olmak üzere,çeşitli düşünce akımları ile ilgili araştırmalarım,  “Bütünü”  bulmak konusunda beni tatmin etmediği gibi,şüphelerimin de derinleşmesine yol açtı…

 
Mevlana Tefekkürünün Günümüze Etkileri
Kazım Öztürk

 

Ölümünden sonra yaklaşık sekiz yüzyıl geçmesine rağmen Mevlana unutulmamış, felsefesi kaybolmamıştır. Günümüzde, Mevlana’nın görüşlerini temel alarak kurulan Mesneviliğe tüm dünyada gönül veren insanlar vardır. Her yıl, Türkiye‘ de birçok ülkeden katılımcıyla Mevlana günü düzenlenmekte, O’ nun felsefesi ve eserleri tartışılmaktadır. Mevlana ölümünden sonra da insanları etkilemeye devam etmiştir. Bu insanlarda biri de Atatürk’ tür. Tanrı ve insana duyduğu engin sevgiyi sanatla besleyip geliştiren Mevlana felsefesinden etkilenen ve en iyi biçimde özümseyen Yüce Atatürk, Mevlana'yı, “İslamiyeti Türk ruhuna uyduran büyük bir reformist” olarak nitelemektedir  Bugün, Mevlana hakkında yazılmış binlerce kitap, makale ve araştırma vardır. Günümüzün en gelişmiş iletişim sistemi olan internette Mevlana hakkında on binden fazla kaynak bulunmaktadır.

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

İstatistikler

mod_vvisit_counterBügün108
mod_vvisit_counterDün244
mod_vvisit_counterBu Hafta593
mod_vvisit_counterBu Ay2111
mod_vvisit_counterToplam97385

Web Stats