ja_koniga

Japonya da yaşanmış gerçek bir sevgi hikayesidir.
Hikayeler

 

Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar.Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşlukbulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığıiçin sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördüğünde kendini kotuhisseder ve ayni zamanda meraklanırda kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyigörünce. Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştı.Nasıl olmuştu da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyuncayaşamayı başarmıştı? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yılboyunca yasamak cok zor olmalıydı. Sonra bu kertenkelenin 10 yıldır hiç
kıpırdamadan nasıl 10 yıl yaşadığını düşündü- ayak çivilenmişti!!

 
Gazze'de direnen bir avuç kahraman için..
İbrahim Karagül

Size de sürpriz gelmiyor mu? İkinci Dünya Savaşı'nda Dresden'e yapılan bombardımanla ölçülebilecek bir yıkıma Gazze'de yaşayanlar üç hafta nasıl direndi? Mahalleleri yok edecek ölçüde yıkıcı bombaların kullanıldığı, mezarlıkların-camilerin-okulların-hastanelerin vurulduğu, karadan-havadan-denizden ateş yağmuruna tutulduğu, kendilerine ölümden başka seçenek bırakılmadığı, simsiyah dumanların ve alevlerin arasında bu insanlar nasıl ayakta durabiliyor?

24 saat kesintisiz bombalanan, yaralılarının tedavisine izin verilmeyen, elektrik-su ve gıda bulamayan, gözlerimizin önünde imkansızı başaran bu insanları hangi cümlelerle anlatabiliriz?… Ölümleriyle yeniden dirilen, şehidleriyle güç kazanan, yoklukla yaşamasını öğrenen, insanlığın bütün utanmazlığına ibretlik dersler veren, ihanetleri ayakları altında çiğneyen insanlar bize ne öğretir?...
 
Siyaset Nedir? Ne Değildir?
Siyaset Genel

 

Metin Karabaşoğlu

Araştırmacı-Yazar

Doğan her yeni bebek, göğü yıldızlarla, zemini çiçeklerle süslenmiş güzelim bir dünyaya açar gözlerini. Her biri günün her bir anında, eşsiz bir âlem önümüze sunulur. Dağı deresi, gölü denizi, yıldızı ayı, kelebeği arısı ile, eşsiz bir âlem bize gülümser durur.

Bu hâliyle, kâinat muhteşem bir sarayı andırır bize. Tavanı gökyüzüdür. Güneş lâmbası, ay kandili, yıldızlar mumlarıdır. Ve yeryüzü, eşsiz nimetler serili bir sofrası, bin bir çiçekle süslü bir tarlası, bin bir meyveyle dolu bir bahçesidir.

 
Hedefteki Muhalifler mi Çeteler mi!
Tamer Duran

 

Uzun süredir ülke gündemini meşgul etmekte olan Ergenekon Davası basından yansıdığı kadarıyla adım adım trajik komediye dönüşmekte!  Öyle ki;  Adamlar sıranın kendilerine geleceğini bile bile bir takım örgütsel dökümanları ve krokileri kolayca bulunabilecek şekilde yanlarında bulundurmaktalar. Kimi çalışmakta olduğu işyerindeki ofisinde, kimi evinde, kimi bilmem neresinde muhafaza etmekte! Sahi, bu kadar aptal olabilirler mi? Bir hukuki sürecin böylesine içler acısı şekilde tezahür etmesinin faturası, ileriki zamanlarda mutlaka kesilecektir. Benim asıl merak ettiğim ise bu faturayı kimlerin(!)keseceği konusudur.  Faturayı kesecek olan; her türlü çeteleşmenin önüne geçmeyi başarmış ve demokrasiyi kurumlaştırabilmiş bir Türkiye mi yoksa geçmişte de örneklerine sıkça rastladığımız İngiliz sömürge politikaları mı olacak? Grekoromen güreşte bir teknik vardır;Rakibiniz sizi yere atmıştır ve tuş edebilmek için üzerinizde debelenmektedir.

 
Dünyevî Hayatın En son Tadı: Ölüm
İnsana Dair

 

M. Said İşeri


Gerçeğin sesi insana hep "ölüm yoktur" diye hitap eder. "Ben oyum ki, bana inanan ölümde hayat bulur. Ben ölümden sonra dirilişim; hayatım. Bana inanan hiçbir zaman ölmez; daimi ve ebedi yaşar. Bana inanır mısın?" Tolstoy, bu sözleriyle, birçok büyük insanlar gibi, vicdanının sesine kulak vererek, ölümü daha güzel, sonsuz bir hayatın başlangıcı olarak görmüştür.

Ölümün anlamı, hayatın anlamında gizlenmiştir. Hayata anlam veremeyen insanlardan ölümün manasını bilmeyi beklemek, imkansızı arzulamak gibi bir şeydir. Ölüm, bu dünyadaki zamanımızın sınırlı olduğunu ve ayrılık vaktine kadar vazifelerimizi tamamlamamız gerektiğini hatırlatmaktadır. Başka bir ifadeyle, şimdiki hayatımızda yaptıklarımız, bundan sonraki hayat evrelerimizi etkileyecektir. Bize verilen süre ise, oldukça kısa ve gereksiz yere harcanamayacak derecede değerlidir. Hayatı bir sınav, ya da bir müsabaka olarak değerlendirenler için ölüm her şeyin son bulması demek değildir. Hayat, sınavdan ve müsabakadan sonra da büyük bir hızla devam edecektir. Fakat, sürenin ne zaman dolacağı belirli olmayan sınavda ve müsabakada gösterilen başarı, gayret ve dikkat, hayatın tamamına yön verecektir. Ölüm, sürenin dolduğunu bildiren, müsa-bakayı bitiren zildir. Umutlarla dolu bir hayatın hem başlangıç hem de dönüm noktasıdır.

 
Ergenekon'un dizisine gerek yok her şey haber bültenlerinde var
Magazin


Yusuf Bülbül

Deli Yürek', 'Kurtlar Vadisi' ve 'Pars Narkoterör' gibi dizilerle ülkemizdeki karanlık ilişkileri anlatan yapımcı Osman Sınav'a bugünlerde konusu 'devlet içindeki derin ilişkiler' ve 'Ergenekon' olan onlarca kitap ve senaryo geliyor.  
 
Şu an için neyin ne olduğunun belli olmadığını, böyle bir projeye girmenin sağlıklı olmayacağını düşünen Sınav, "10 yıl önce yaptım. Devletin içindeki çürümeyi rol modelleri çizerek gösterdik izleyiciye. Sinemacı için önemli olan, önceden görüp yapmaktır. Bana 'Siz niye yapmıyorsunuz?' diyorlar. Savcılar, polisler yapıyor zaten. Haberler ortada. Diziye ne gerek var!" diyor. Demokrasinin yaşaması için adaletin önemine dikkat çeken Sınav, "Yaptığınız işleri izleyici doğru okumuş mu?" sorusuna, "Yaptıklarımızı halk doğru okudu. İnsanlar haberlerin satır aralarını doğru okumalı. Yoksa yönlendirilirler." şeklinde cevap veriyor. Halkın neyi nasıl okuduğunu yaşayarak görmüş Osman Sınav.

 
Müslümanları Kahreden O İki Kare Fotograf
Dünya Genel

İngiliz TIMES'ta yayınlanan ve maillerde dolaşan bir fotoğraf Müslüman alemini derinden sarstı. İşte kahreden iki kare
İsrail ordusu havadan ve karadan, savunmasız Filistin halkına 3. haftadır ara vermeden bomba yağdırıyor. Bu da yetmiyor uluslararası yardımların yaralı Filistinlilere ulaşmasına engelliyor.

Tüm bu gelişmeler dünyanın dört bir yanındaki müslümanları sokaklara döktü.

Ancak, İngiliz TIMES'ta yayınlanan bir haberde, Pazar günü piknik yapmak için Gazze sınırına giden İsrailliler, bombalanan Filistin topraklarını arkalarına alarak hatıra fotoğrafı çektirmesi ve katlettikleri masum Filistinlinin cansız bedenini ayakları altına alarak poz veren İsrail askerlerinin bu fotoğrafları 'Bu kadar da olmaz' dedirtti. İşte fotoğraflar;

 
Yoksulluk İçimizde
İnsana Dair

Murat Çiftkaya

Ey insanlar, Allah'a karşı yoksulsunuz!
Allah ise mutlak Ganî, mutlak Hamîd'dir.
(Fâtır; 35:15)

Fakirliğim gurur kaynağımdır.
(Hadis rivayeti)

Ve daha dedi ki: "Fakrı ve yoksulluğu insanı taşıyıcı kıldım! Kim ona yoldaş olursa, menziline ulaşır; sahralarda vâdilerde dolaşmadan!" "Ya Gavs-ı Â'zâm, fakr ateşiyle yanan ve ihtiyaç ateşiyle münkesir birini görürsen yaklaş ona; şüphesiz ki, benimle onun arasında perde yoktur!"
(Risale-i Gavsiye'den)


Âdem'in çocuklarıyız. Neslimiz Âdem'den, özümüz ise ademden gelme. Varoluşumuzun mayası yokluk ve yoksulluk. Yok-suluz. Bir zamanlar yoktuk. Ne yokluğumuza dair bilgimiz; ne var olmaya gücümüz vardı. Yokluk ile varlık arasındaki sonsuz mesafeden de haberimiz yoktu. Yokluktan çekilip varlığa buyur edildiğimizde her bir varlık mertebesi, elbiseler gibi, yokluk ve yoksulluk özümüzün üzerine giydirildi. Ve bir zamanlar adem iken, âdem olup göründük.

 
Yeni Efendiler"i Meşrulaştırma
İnsana Dair

 

Yusuf Kaplan


Batı medeniyetinin modernlikle birlikte gerçekleştirdiği seküler meydan okuma, Türkiye'yi de, İslâm dünyasını da derinden sarstı: Bu sarsıntının göğüslenmesi ve aşılabilmesi için hem Türkiye'de, hem de İslâm dünyasında çeşitli siyasi, kültürel ve entelektüel tepkiler geliştirildiğini gözlemliyoruz: Modernliğin meydan okumasına karşı geliştirilen tepkiler, iki ana eksende tezahür etti: Birinci eksen Batılılaşma ekseni. İkinci eksen ise adına "İslâmcılık" denen yeniden-İslâmileşme ekseni.

Giriş: Yenilgi Psikolojini Yenilgiye Uğratmak İçin...

Tarihsel süreç içinde "milliyetçilik" şeklinde ortaya çıkan bir üçüncü eksenin varolduğundan da sözetmek gerekir. Ancak milliyetçilik ekseninin, kimi zaman "İslâmcılık"la, kimi zamansa Batıcılıkla dirsek teması halinde olan geçici/muğlak bir durum olduğunu gözlemliyoruz. Geçici/muğlak bir durum diyorum, çünkü milliyetçilik akımının esas itibariyle Batıdaki modernlik paradigmasının ana unsurlarından biri olması, Batılılaşma projelerinin milliyetçilik ve ulus-devlet çerçevesinde hayata geçirilmesini icbar etti.

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

İstatistikler

mod_vvisit_counterBügün112
mod_vvisit_counterDün244
mod_vvisit_counterBu Hafta597
mod_vvisit_counterBu Ay2115
mod_vvisit_counterToplam97389

Web Stats