ja_koniga

Osman Demircan dan Sana Yetmediysem Git
Kitap Tanıtımları

Ne kadar tartışılırsa tartışılsın edebiyat ve kaçış ilişkisinde, terazinin dengesi değişmez gibi gelir bana. Bu beyhude çaba sonucunda ağırlık hiçbir zaman yer değiştirmez. Edebiyat kaçmaktır aslında, ben bundan eminim ve her insani kaçışın içinde edebiyatın en zarif en boyun eğmez yanı hep başroldedir. Buranın dışında olmak, gerçekten dışında olabilmek ancak ve ancak hayallerle ve bu hayalleri tetikleyen edebiyat aracılığıyla gerçekleşmez mi? Ve amaç zaten kaçmaksa bunda edebiyatın ne suçu olabilir ki? En kötüsü de insan nereye kadar kaçabilir ki, hangi yaprak dalından koptuğunda bu dünyanın dışına düşer? İşde Osman Demircan dan sana yetmediysem git isimli bir roman Tutkuları,başkaldırışı anlatmanın yollarından en zarifini en masum kelimelerle anlatıyor.Okumadıysanız çok şey kaybettiniz.

 
Kurtlar Camisi
Abdullah Kibritçi

Abdullah Kibritçi  

“Sevgili dedeciğim ve nineciğim. Lütfen herhangi bir Perşembe akşamı ölmeyin.”

Perşembe akşamları toplantı yapılamaz. Perşembe akşamına randevu verilemez. Perşembe akşamları gezilemez. Perşembe akşamları kitap okunamaz. Perşembe akşamları lanet ve modern bir kutsayışla kutsanmıştır çünkü. Perşembe akşamları caddelerin boş, sokakların sessiz olması gerektiğine inanan insanlar, evlerinde oturup bu mübarek gecede benliğini fiyakalı cümlelerle, artistik tavırlarla, gizli bilgilerle (!) doldurmayı bir vazife sayar. Yeni trend racon şekilleri, yeni küfür ediş biçimleri öğrenmek ve bunların doyurucu hazzına varıp bu öğretilerin hayata geçirilip dile dökülmesi bu geceyi ifa etmek için gerekli amel ve tesbihatlardandır. Perşembe sabahından insanlar ruhlarını ve kalplerini akşam gerçekleşecek olaylara hazırlamalıdır.

 
Baglanmayacaksın
Can Yücel

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

 
Türk Edebiyatı dönemleri-1
Edebiyat Dönemleri

İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı

Sözlü Edebiyat, Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır. Bu dönem edebiyatı sözlü olarak üretilmiş ve kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönemde edebiyatımızı Şamanizm, Maniheizm, Budizm gibi dinler etkilemiştir.İslamiyet öncesi Türk edebiyatı, M.Ö. 4000′li 3000′li yıllardan başlayarak Türklerin İslamiyeti kabul ettiği XI. yüzyıl ortalarına kadar sürer. Bu uzun dönemin KökTürkler’e ait yazılı anıtların ortaya konduğu M.S. VI. yüzyıla kadar olan bölümü sözlü edebiyat dönemi olarak adlandırılır.

 
Türk Aile Yapısına Zararlı TV Dizileri
Magazin

Son dönemlerin popüler yerli dizi karakterleri Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nü rahatsız etti. Kurumun yayın organı Aile ve Toplum Dergisi’nde yer alan çalışmaya göre, Yaprak Dökümü’nün ‘Ferhunde’si, Avrupa Yakası’nın ‘Makbule’si ‘toplumsal yaşamı riske sokan’ karakterler. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’ya bağlı kurumun üç ayda bir çıkan dergisinde yer alan ‘Aile Kurumuna Yönelik Güncel Riskler’ adlı yazıda, son yıllarda aileye ilişkin yapılan araştırmalar, boşanmalar, evlilik dışı ilişkiler, eşcinsel beraberlikler, çocuk gibi konular indelenerek popüler dizilere ilişkin ilginç tespitlerde bulunuldu.

 
Ülkemiz kadar itibarımızı da sevmeliyiz
İnsana Dair

Yrd. Doç. Dr. Fatoş Karahasan

Acı haberler, yürek parçalayan görüntüler, bol bilinmeyenli denklemler, suçlamalar ve eleştiriler arasında hepimiz zor günler yaşıyoruz. Kapıları dışarıdan kapatılmış, hiçbir durakta durmadan, hızla toplama kampına doğru yol alan bir trenin tutsakları gibiyiz. Böyle bir ortamda çalışmak da, yatırım planları yapmak da zor.

Son aylarda Anadolu’daki pek çok ilde yatırımcılarla konuşma fırsatım oldu. İşadamları sohbetlerimizde, emeklerinin karşılığını alamadıklarından, piyasadaki karamsarlığın olumsuz etkilerinden ve küresel rekabetten dert yandı. Ancak her şeye rağmen yatırımlarını sürdüreceklerini dile getirdiler. Sohbetlerin ortak noktası, genel olarak Türk ürünlerinin katma değerinin düşüklüğüydü.

 
Alman televizyonunda Türkiye nasıl rezil oldu
Dünya Genel

Alman televizyon kanalı RTL’de pazartesi akşamı yayınlanan Ekstra Magazin (Extra-Das RTL-Magazin) adlı program, bir Türk ve bir Alman kadını Türkiye’ye tatile gönderdi ve yaşadıklarını başından sonuna gizli kameraya çekti.Beş ayrı yere gitti kadınlar ve bakın başlarından neler geçti...1- Hamburgercide .Herkesin görebildiği yerde asılı olan fiyatları Türk kadına lira, Alman kadına euro olarak söylediler.Yani Türk kadın hamburgeri 6 liraya, Alman kadın 6 euroya aldı.Üstelik çok ünlü bir fast food zinciriydi bunu yapan, markayı buzlayarak vermelerine rağmen ne olduğu anlaşılıyordu.Kameralar geldiğinde bütün satış görevlileri bir yerlere kaçıştı, sonra bir görevli çıktı pişkince "Alman kadına sattığımız fiyatlar pahalı değil" dedi.

 
Rüzgarda Savrulan Sonbahar Yaprakları
İnsana Dair
Sadi Kayalıbay
Hiç düşündünüzmü? Bu dünya hayatına başlamamızla birlikte,ister farkında olalım isterse olmayalım,temel kaygımız "Hayatın anlamı" üzerine oluyor...Yaşadığımız hayatlarımıza anlam yükleme kaygımız o kadar temel bir ihtiyaç ki,bizi (Doğru veya yanlış fark etmez.) çok çeşitli arayışlara sürüklüyor.Kendimize,çevremize ve dünyaya baktığımızda,gördüğümüz zulüm ve haksızlıklar,bu arayışlarımızı daha da derinleştiriyor.
     İşte,hayatı sadece 5 duyumuzla algılayıp,güncel tabir ile "Reel gerçekler" çerçevesinde yorumlamamız,bizi hiçlik denizinde boğuyor.Mutsuzluklarımızın,doyumsuzluklarımızın ve hazımsızlıklarımızın en büyük tetikcisi olan,hayatı reel gerçekler çeçevesinde yorumlamak kaygısı bizi rüzgarda savrulan sonbahar yaprakları misali oradan oraya savurup duruyor.
 
Ev hanımları da psikolojik savaş mağduru
İnsana Dair

Ev hanımları da psikolojik savaş mağduru

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "Ev hanımlığını küçültmek, psikolojik bir savaş taktiğidir"


Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ev hanımlarının psikolojik savaş mağduru olduğunu ifade ederek "Ev hanımlığını küçültmek, psikolojik olarak yapılan bir savaş taktiğidir. Kadını iş hayatına sokup tüketime katarak ve hanımları cinsel sömürü objesi haline getirerek onların değerini azaltmaya çalışıyorlar. Üstün kültürler farklı olan insanları kendine benzetmek için onlardaki bazı değerleri yozlaştırıp küçülterek karşı tarafta aşağılık ve eksiklik duygusu oluşturmak isterler. Böylece kendisine benzetmeye çalışırlar." dedi.
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

İstatistikler

mod_vvisit_counterBügün117
mod_vvisit_counterDün244
mod_vvisit_counterBu Hafta602
mod_vvisit_counterBu Ay2120
mod_vvisit_counterToplam97394

Web Stats