|
Müslümanı Hıristiyan yapmaya çalışırken Müslüman oldum |
|
|
|
|
Yazar Administrator
|
|
Cuma, 13 Şubat 2009 00:42 |
|
Amerikalı mühtedi Yusuf Estes: İslâmiyet büyük bir hızla yayılıyor. "Sürekli bir Müslümanı Hıristiyan yapmayı arzulardım. Ta ki bir gün babamın Mısırlı arkadaşıyla tanışıncaya kadar. Onu çok sevmiştim ve onda iyi bir Hıristiyan olma potansiyeli sezmiştim. İslâm'ın her yönü etkileyici. Müslümanların da Hz. İsa'ya inanması karşısında şok oldum."Müslüman olan Amerikalı eski rahip Yusuf Estes, ABD'de özellikle Katolik rahip ve vaizlerin İslâmiyet'e büyük ilgi duyduğunu ve hatta birçok rahibin İslâm üzerine doktora yaptığını söyledi. İslâm Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB) davetlisi olarak Uluslararası Kutlu Doğum Sempozyumu için Türkiye'de bulunan Amerikalı Yusuf Estes, dünyanın birçok yerinde insanların büyük bir hızla İslâm’a girdiğini kaydetti. Yusuf Estes, İslâm'ı niye seçtiğini, nasıl Müslüman olduğunu anlattı. -Bir Müslümanı Hıristiyan yapmaya çalışırken Müslüman oldunuz. Hidayete ermeniz nasıl şekillendi biraz anlatır mısınız? -Evet; öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, ruhumu Hz. İsa'ya adadığım günden itibaren, bir insanı Hıristiyan yapmak, benim için olağanüstü bir mutluluk olacaktı.
|
|
Cuma, 13 Şubat 2009 00:46 tarihinde güncellendi |
|
|
Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamid Han |
|
|
|
|
Yazar Administrator
|
|
Salı, 10 Şubat 2009 15:04 |
|
Mustafa R. Özgür Büyük Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamid Han'ı vefat yıldönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz. 10 Şubat 1918'de vefat eden Cennetmekan, Batı Emperyalizmi'ne karşı, Afrika içlerinden Çin'e kadar uzanan büyük bir savaş verdi. Bugünkü Ergenekon Terör Örgütü gibi, o dönemde de ülkenin başına bela olan İttihat ve Terakkiciler tarafından 33 yıl süren saltanatının ardından tahttan indirilen Abdülhamid Han, Siyonistlerin de korkulu rüyası olmuştu. 10 YAŞINDA ANNESİNİ KAYBETTİ 10 yaşındayken annesini kaybetmesi üzerine manevi annesi Başikbal Perestû Hanımefendi'nin terbiyesi altında büyüdü. Çok iyi bir eğitim alan Abdülhamid Han, Arapça, Farsça, Osmanlı Edebiyatı ve diğer İslami İlimleri de ders olarak almıştı.
|
|
Böyle çok kolay ölürüz biz |
|
|
|
|
Yazar Administrator
|
|
Cuma, 23 Ocak 2009 17:56 |
|
Mine Alpay Gün Uludağ'da kaybolan çocuğu okudunuz. Saatlerce yaşam mücadelesi verdi. Yanında teknolojik yardımcısı cep telefonuna rağmen. Bir türlü yeri tespit edilemedi. Yetki tartışması girdi araya. Babanın acı ile söylediğine göre, cep telefonunun yerinin tespit edilebilmesi için izin beklenmiştir saatlerce. Akut'un aramasına izin verilmemiştir önce. Vakit çok geçince çocuk bulunuyor ama saniyeler kalmıştır ölümün soğuk yüzünü göstermeye.
|
|
Yazar Administrator
|
|
Salı, 20 Ocak 2009 22:25 |
|
Zeki Yücel Çetin bir kış günü, kalabalık bir kahvehanenin; rast gele bir masasına, tesadüfen oturduk.Ben, demli bir çay istedim; O ise, açık ve şekersiz. Çaylar gelene kadar hiç konuşmadık. Gazete eklerine göz atıyordum. Onaltı yaşımdaydım. Hayat boş; tüm renkler toz pembeden ibaret; akşamın olduğu yerde, sabahı bekleyecek kadar da işe yaramaz bir hayat sürüyor; boş gezenin kalfalığını yapıyordum. Tabi şekil itibariyle de, serseri bir görünüşte; saçlarım uzun ve bakımsız; üstüm başım, pasak içindeydi. Ara sıra göz göze geliyorduk ve her defasında bana bakarak, hafif bir tebessüm ettiğini fark ettim. Bir ara, “hayırdır amca, ne bakıyorsun?” diyecek oldum, boş ver dedim kendi kendime.Garson çayları dağıtıyordu. Bizim masaya geldi ve açık çayı bana; demliyi ise, O’na uzattı. “yanlış geldi amca” deyip çayı O’na uzattım. O’da kendi tarafındaki çayı eline aldı ve bana uzatmadan önce biraz havaya kaldırıp, “Bu çay çok demli değil mi genç? Sana zararı olur” dedi ve garsonu çağırıp, çayı biraz açmasını istedi. “Amca, sana ne benim çayımdan.
|
|
Yoksulluk Bağlamında İsraf |
|
|
|
|
Yazar Administrator
|
|
Cumartesi, 17 Ocak 2009 10:00 |
|
Cemal Ağırman
Şüphesiz yoksulluk bir kader değildir. Ancak her insanın varlıklı bir ailede dünyaya gelmesi realite olarak mümkün olmadığı gibi, çalışıp kazanma becerilerini sergilemede zeka, kabiliyet ve aktivite olarak da insanlar farklı yaratılmış; edindikleri bilgi, buldukları ortam ve imkanlar hiçbir zaman aynı ve eşit olmamıştır. Bu da tarihin her döneminde ve her toplumda -şöyle ya da böyle- yoksul insanların mevcudiyetini kaçınılmaz kılmıştır. Dolayısıyla yoksulluk alanında verilecek mücadele şüphesiz hayat sınavının bir parçası olacaktır. İnsanlık tarihi boyunca yoksulluk probleminin çozümü ile yönetimler ve ideolojilerin yanı sıra, bütün dinler ve ahlâkî öğretiler de ilgilenmiş, sorunun çözümü için değişik yöntemler geliştirmişlerdir. Bazı dinler, ortaya koydukları çözüm yöntemlerini ibadet sorumluluğu çerçevesinde ele almış, onu bir ibadet vecibesi olarak kabul etmişlerdir. Yoksulluğun önlenmesi çerçevesinde İslamiyet'in almış olduğu tedbir arasında 'bireysel ve toplumsal alanda israfı önlemek' çabasının önemli bir yeri vardır.
|
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 - 5 |