Başbakanın Davosdaki Tutumu
Durmadan; “Yumruğu masaya vuracak birisi lazım”, “Silik politika istemiyoruz”, “El pençe divan durmanın anlamı yok”.... diyorduk. Önceki devlet adamlarını; “Sessiz kalmakla” suçluyor, tepki koyuyorduk.
Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan, adeta bizim hislerimize tercüman oldu, bizim diyemediklerimizi dedi ve yapamadıklarımızı yaptı. Yaptı da dünyanın her köşesinden olumlu tepkiler geldi. Hatta İsrail’den bile. İsrail başbakanı ve Cumhurbaşkanı özür beyan ettiler.....
Şunları da dedik ve diyoruz; “Diplomaside böyle şeyler iyi olmaz, sonuç fenaya varır” . diyelim ki sonuç fenaya varacak. Ne olabilir? İsrail bize ambargo mu koyar? Bize samanın altından su mu yürütür? Bizans oyunları mı devreye sokar? Şimdiye kadar sessizliğimizi koruduk da ne oldu? “Aman fincancı katırlarını ürkütmeyelim” dedik de bize madalya mı taktılar? Bizi dünya ülkelerinin lideri mi yaptılar? Ne zaman ayaklarımız üstüne kalkmaya çalışsak çelme takmadılar mı? takmıyorlar mı? yıllardır AB’ye girmek için uğraş veriyoruz, bir arpa boyu yol aldırdılar mı?....
.Bir de böylesini denemekte yarar vardı ve de oldu. Böylesi bir tutumundan dolayı Başbakanı kutlamak gerek. Bundan sonra mı? onu da söyleyeyim; bildiğim ve gördüğüm kadarıyla Sayın Başbakan ve ekibi sanırım ülkemizin selameti, geleceğimizin garantisi, barışın, kardeşliğin tesisi için, bağımsız bir ülke oluşturmanın yollarını arayacaklardır. Görünen köy kılavuz istemez, perşembenin gelişi çarşambadan belli olur. Bana öyle geliyor ki ülkemizin liderliğinde “Avrasya veya Türk İslam Birliği”ne doğru yol alınıyor. Zaman ona gebe görünüyor. O köprülerin altından çok sular aktı artık.
Siyaset eski siyaset değil, siyasetçilerimiz eski siyasetçilerimiz değil. Esasında ileri geri konuşmayıp Başbakanımıza “Nobel Barış ödülü” vermek lazım. Zaten İran bunu teklif de etti. İyi de olur. (05.02.2009)
KAZIM ÖZTÜRK











