CHP NİÇİN; BAŞ ÖRTÜSÜ VE KUR’AN KURSLARINA SARILIYOR?
CHP NİÇİN; BAŞ ÖRTÜSÜ VE KUR’AN KURSLARINA SARILIYOR?
Daha dün denecek kadar yakın zamanda; “Üniversitelerde baş örtüsü serbestiyetine onay veren yasayı” Anayasa Mahkemesine götüren CHP değil miydi? Cumhurbaşkanlığı seçiminde; “Çankaya’da başı örtülü Cumhurbaşkanı eşi istemiyoruz”, “Baş örtüsü, Cumhuriyete bir baş kaldırıdır”... diyenler acaba bu CHP değil miydi? Yine, İstanbul Üniversitesi; Kemal Alemdaroğlu’nun rektörlüğü döneminde, zamanın rektör yardımcısı ve şimdiki İstanbul milletvekili Nur Serter, üniversitede ikna odaları oluşturarak başı örtülü kız öğrencilere güya ikna bahanesiyle başlarını açtıran, baş örtüsüne öcü olarak bakan zihniyet CHP zihniyeti değil mi?CHP’nin bu husustaki tutumları saymakla bitmez.
Ama son zamanlarda bilhassa yerel seçim arifesinde ne hikmetse baş örtüsüne ve Kur’an kurslarına sarılıyor. Ya başı örtülüleri partiye kayıt yaptırıp, rozet takıyor, ya da; “Her mahalleye Kur’an Kursu açacaklarını” söylüyor. Fakat daha aradan kısa bir zaman geçince başı örtülülerin CHP rozetlerini çıkarttıklarını ve partiye ateş püskürdüklerini duyuyoruz. Hatta bu hususta, Deniz Başkal’ın sağ kolu diyebileceğimiz bir ismin- Mehmet Sevigen- rüşvet iddiaları ortalıkta dolaşmaya başladı. Doğru, yanlış bilemem. Ama söylentiler var. Kur’an Kurslarına bir çeşit kilit vurmak olan- 12 yaşından küçüklerin- Kur’an Kurslarına gitmesine yasak getiren kanuna imza atan zamanın koalisyon partileri- DSP- ANAP- MHP- yüzünden Kur’an öğretimi akamete uğramadı mı? hatta onlar yüzünden İmam Hatipler, İlahiyat Fakülteleri budanmadı mı? CHP her fırsatta; dine ve dini duygulara karşı şaşı bakmadı mı? Peki ne oldu da şimdi bu değerlere sarılıyor? Bu değerler ve bu değerlere sahip insanlar, beğenmedikleri AKP’yi destekleyen, onlara oy veren, onların iktidar olmasını sağlayan kesim değil mi? acaba bu kesimi kandırıp nasıl oy alırız diye mi düşünüyorlar? Madem öyleydi de neden çok kısa zaman önce CHP rozeti takan başı örtülüler niçin rozetleri çıkarttılar?
CHP’nin Kocaeli Belediye Başkan adayı Sefa Sirmen; “Her mahalleye mahalle evleri yapacağız. Bu evlerin içinde Kur’an öğrenmek isteyenlere de Kur’an öğretimini sağlayacağız” sözlerinin altında bendeniz samimiyet göremedim. Çünkü; “Mahalle evleri” bir zamanların “Halk evleri” gibi. Bu sözler; mezara kadar değil, pazara kadar sözlerdir. Hele bir yeterli oyu alayım, belediye başkanlığını garanti edeyim de sonrasını düşünürüz, mantığıdır. Siz zannediyor musunuz ki, CHP 29 Mart mahalli seçimlerini alacak? Eğer bu konuda umutlu olsa, asla ne baş örtüsüne sarılır, ne de Kur’an kurslarına...bu, umudun bittiği, “Acaba” diyerek son umut olarak baktığı bir son çırpınış diye düşünüyorum. Şimdiden Ankara Büyükşehir adayı Murat Karayalçın ve İzmir Adayı Aziz Kocaoğlu ile ilgili rahatsızlıklar belirmeye, parti yönetiminde huzursuzluklar görülmeye başladı bile.
Çünkü yama ile olmuyor. Taşıma suyla değirmen dönmüyor. Davul başkasında, tokmak başkasında iş yürütülemiyor. Yapılanları halkımız açık ve net olarak biliyor ve görüyor. Bu hususta kitle iletişim araçlarının payı büyük. Sonra, halkımız; “Oklavayı baklava” diye yutturmaya çalışanları da çok iyi gözlüyor. Artık çağı geçmiş, pörsümüş siyaset bir kenara atıldı, klasik siyasetin miadı doldu. Her şey; şeffaf, halkın gözü önünde, halkın isteklerine cevap verecek biçimde yürüyor. Halkın içine girmeyen, giremeyen, insanları ayırıma tabi tutan, değer yargılarına saygı göstermeyen, fırsat buldukça halkı küçümseyen, halk gibi düşünmeyen, halk gibi oturup kalkmayan, halkın dertlerine çare bulmayan... zihniyetlerin ne bu ülkede ve ne de bu dünyada yeri yoktur artık. (06 Şubat 2009)
Kazım Öztürk











