YİNE KANADOĞLU, YİNE İNCİLER!....
Kanal7.com’da CHA’nın verdiği habere göre; Sabih Kanadoğlu, 16 Mayıs Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi'nin düzenlediği Cumhuriyet'in Neresindeyiz? konulu panelde yaptığı konuşmada dikkatimizi çeken cümlelerin altını çizerek alıntıladım ve onun sözü olduğunu belirttim. Söylediği sözlerden bazı ana başlıkları sizin görüşünüze sunmak ve üzerinde durmak istiyorum.
Türk laikliğinde devlet dinin işine karışacaktır ancak, din devletin işine karışmayacaktır.Bu cümlede açıkça şunlar sezinleniyor; devlet yönetiminde; dini değerlere karşı bir parti iktidar ise, bu, istediği gibi dini değerlere saygılı, hürmetli insanlara istediğini yapacak, dini faaliyetlere yasak getirecek, ama böyle yapanlara karşı; “Niçin böyle yapıyorsunuz?” diye sorulamayacak. Bu, açıkça bir zamanların tek parti iktidarında yapılanları hatırlatıyor. Sayın Kanadoğlu, böyle demekle; demokratik değil, despotik bir yönetim arzulamaktadır. Milli şef döneminin özlemini duymaktadır!
Türkiye; laik Cumhuriyet'in ilkelerine aykırı hareket ettiği Anayasa Mahkemesi tarafından tespit ve tescil edilmiş bir siyasi iktidarın yönetimi altındadır.
Bu cümlede, açıkça AKP hükümetine bir gönderme yapılmakta, hükümeti içine sindirememektedir. Zaten 367’nin mimarı da bu değil miydi? Hatta o kadar ki; o dönemdeki ANAP ve DP’yi kandırıp, siyasi mevta haline getiren Kanadoğlu ve yandaşları olmadı mı? yine bu ifadesinde, böyle bir iktidarı iktidara taşıyan halka hakaret vardır. çünkü bu hükümeti halk iktidar yapmıştır.laik cumhuriyet karşıtı eylemlerin odağı olduğu tespit edilen ve hafif bir yaptırım ile kurtarılan bir siyasi partinin, siyasi iktidarda kalması nasıl izah edilir.
AKP nasıl iktidarda kalıyor? Diyerek; Ergenekoncuların yaptıklarını yapıyor. Onlar da; devleti, hükümeti yıkmaya yönelik suçlardan yargılanmıyorlar mı? bu sözünde açıkça; kışkırtıcılık ve halkı isyana sevk etme durumu yok mu? Bu, aynı zamanda bir terör değil mi?Türkiye Cumhuriyeti'ni ılımlı İslam Cumhuriyeti yapma çabasının açık bir şekilde ortaya çıktığını savundu.Tamamen yanlış ve tamamen hayali bir düşünce! Neden mi? bu hükümetin neresi ılımlı islam? Neresinde Cumhuriyeti yıkma, laikliğe aykırı tavırları var? doğrusu bendeniz göremiyorum ve de anlayamıyorum. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de belirttiği gibi az oy almış siyasi partilere böyle bir anlayış gösterilebilir.
Çünkü açık ve yakın bir tehlike ortaya koymazlar. Ancak, yüzde 20 oy almış bir siyasi partinin kapatılması zaten AİHM tarafından açık ve yakın bir tehlike olarak izah edilmiştir. Büyük oy çokluğu ile siyasi iktidar olan ve doğrudan laik cumhuriyetin karşıtı olduğu tespit edilen bir partiye bu ülkeyi yönetme izni nasıl verilmiştir.Bu cümlesinde demek istiyor ki; “Eğer her hangi bir parti % 20’nin altında oy almışsa, yani iktidarı elde edemeyecek bir durumdaysa bir tehlike yok. çünkü güç diğer parti veya partilerde yani sol partilerde. Sol partiler iktidarda olduğu için istediğini yapar, yapmaları da normaldir. Büyük oy çokluğuyla siyasi iktidar olan ve doğrudan laik cumhuriyetin karşıtı olduğu tespit edilen bir partiye bu ülkeyi yönetme izni nasıl verilmiştir? Sözü de, yukarıdaki gibi kışkırtma kokmaktadır.
Halka hakaret vardır. bu kadar oy verenlerin hiçe sayılması söz konusudur. Demek istiyor ki; “Kardeşim benim demokrasiyle, halka saygıyla, halkın yanında yer almakla ve halk gibi düşünmekle... falan işim yok. ben sadece ortalığı karıştırır, kaos hasıl ederim....” bunun başka izahını göremiyorum. (7 ŞUBAT 2009)
Kazım Öztürk











