Dipçikli demokrasinin laik müslümanları!
Muammer DERİN
Yirminci yüzyıl İslami hareketleri incelerseneniz, bu hareketlerin, hayatı
anlamlandırmaya yönelik bir tefekkür sonucu kazanılan imani bir temele oturmaktan çok,
"beyaz adam"a duyulan öfkenin ittiği, "beyaz adam"ı öfkelendirecek bir KİMLİK arayışına
dayandığını görürsünüz! Bu hareketler reaksiyoneldir.
Bir kaç yüz yıllık aşınmaların sonunda, Yirminci yüz yıl müslümanlığı, İslamın
değerleri ile bir yaşam kurmak iddiasından, idealinden çok, "öteki" leştirilenlerin
yada "öteki" leşenlerin kendilerini tanımladıkları bir AİDİYET olmuştur. Siyasi, sosyal
unsurları pek zengin ve güçlü olmayan KÜLTÜREL bir aidiyet. Bu aidiyet nesneldir.
İslami tefekkürden beslenen bir düşünce sistematiği yoktur.
Müslümanlar ÖZGÜR değil. Kasdettiğim yalnızca fiziksel anlamda değil, Zihinsel olarak
da ÖZGÜR değiller! Vicdani anlamda da ÖZGÜR değiller. Dolayısı ile müslümanlar, her
türlü maniplasyona, yönlendirilmeye açıktır.
* * *
Yaşadığınız ülkede, topluma model olarak sunulan bir yaşam var. Bu model,
İslamın değerleri ile bir hayat önermiyor! Siz müslümansınız; ne yapacaksınız? Ya,
pragmatist bir yaklaşımla, "model" olarak sunulan sosyal yaşam içinde kendinizi
konumlandıracaksınız. Ya da, müslüman olarak, kendi değerleriniz ile bir hayat talep
edeceksiniz. Bu nokta; gözden kaçırılan bu nokta, çelişkilerin de odak noktasıdır.
Model olarak sunulan ile kendi değerlerinizden bir koalisyon çıkartmaya kalkışırsanız;
tartışacak zemin bulamazsınız. "Pazarlık" yaparsınız!
Kendi hayatınızı, size "model yaşam" sunanlar ile "pazarlık" ederek tanzim etmeyi
kabullenmek; "İkna" etmek kadar, "ikna" olmayı da gerektirir! Pazarlık etmeyi kabul
edenlerle, reddedenler arasında ki ÇATIŞMADIR, yaşananlar.
Biz "pazarlık" etmeyi reddedenlerdeniz! Ya siz?!
* * *
Topluma "islam" diye sunulan laik devletin güdümünde ki resmi din; pagan
kültürünü uzak doğu mistizmine bulaştırıp bolca "islami değer" ile harmanlayarak
üretilen peydahlanmış bir dindir. Allahın (c.c) vahyettiği ve Hz. Peygamberin
insanlığa tebliğ ettiği İSLAM ile bir ilgisi yoktur!
Yine, peydahlanmış kültür melezi toplumun "ihtiyacına" cevap vermekten öte, bir
fonksiyonu da yoktur.
Kimse geveleyip durmasın! Ne söyliyecekse açık seçik ifade etsin! Değişen dönüşen yok
aslında! Kimsenin dini kaygısıda yok laiklik diye bir derdi de yok! "Kültürel
aidiyetler" ini pazara çıkaranlar köşe başlarından tezgah kapma derdindeler!
İnanmayan ambalajı açıp içine baksın!
* * *
"Türkiye laik demokratik sosyal hukuk devletidir." Yalancının!
"Türkiye bir İslam ülkesidir" Yalancının!
"Türkiyenin üç tarafı denizlerle dört tarafı düşmanlarla kaplıdır" Yalancının!
Hep şaşırmışımdır! Böyle dürüst, çalışkan, mert, yiğit, kahraman, imanlı bir
toplumun içinden bu politikacılar nasıl çıkıyor; hep şaşırmışımdır!
Parçaları birleştirip, yalan üzerine inşa edilmiş bir ülke gördüğünüzde,
söylenecek en doğru söz budur. Yalancının.......! diyebiliyor musunuz?



