Sistematik Olarak Değiştirilen Önceliklerimiz!
Toplumların karmaşadan uzak, gelecek kaygısı taşımadan, zamanın gereklerine hızlı şekilde ayak uydurabilen bir yapı ile varlığını sürdürebilmesi büyük oranda eğitim ile mümkündür. Eğitim ise siyasilerin özendirici politikaları ve bu politikaların kalıcı kılınması ile gerçek anlamda uygulamaya konulabilir. Kaldı ki öyle göstermelik eğitim seferberlikleri ile topluma ne eğitim bilinci aşılanabilir ne de toplum gerçekte eğitimin önemini kavrayabilir. Sadece sorulduğunda “eğitim önemlidir” cevabından ibaret klasik bir söylem(!)olarak kalır. Onlarca yıldır ülkemizi her geçen gün biraz daha karanlığa iten dinamiklerin dur durak bilmeyen çabaları, ne yazık ki aynı hızla devam etmektedir. Toplumun neredeyse her katmanında karmaşa yaşanmakta, sürüler halinde çöküşe doğru şuursuzca yol alınmaktadır.İnsanlarımızın insan olabilmenin erdeminden ziyade kendilerini kabul ettirme arayışı içinde olmaları ise ayrı bir karmaşaya sebebiyet vermektedir. Üstelik bu kabul ettirme çabası sadece statü ile de sınırlı kalmamakta.
Onlara göre; ötekilerin(!)dünya görüşü, öncelikleri ve inançları da kendi bakış açılarına uygun olacak şekilde değişmeli ve koşulsuz biat sağlanmalı! Bütün bu olumsuzluklar ne yazık ki ülkemizin bir gerçeği olarak karşımızda durmakta. İyi ama sebeplerini hiç düşündük mü?Acaba kaçımız kısır siyasi tartışmalardan fırsat bulup etrafımızdaki gelişmelere dikkat kesilebildik! Bu kısır siyasi tartışmalar gerçekte neyi gölgeleme çabasıydı! Kısa bir süre önce İstanbul’dan Ankara’ya gitmek üzere yola çıkmıştım. Daha önceki yolculuklarımda otomobilimi genellikle kendim kullandığımdan yol boyunca neleri gözden kaçırdığımı görünce hayretler içinde kaldım. Otoyoldan da görülen onca köy nasıl olmuştu da gözümden kaçıvermişti!Oysa o köyler ülkemizin şu an içinde bulunduğu durumu o kadar net resimliyordu ki…Neredeyse hepsinin ortak özelliği, görüntülerinden de kolayca anlaşılacağı üzere ihmal edilmiş olmalarıydı. İlk dikkatimi çeken, yıkıldı yıkılacak olan evler oldu. Dikkat kesildim. Her biri ortalama 8-10 haneden ibaret. Ne sağlık ocakları ne de okulları mevcut. Ama tamamına yakınında şatafat adına hiçbir şeyden kaçınılmamış birer cami mevcut. Köylerin genel yapısına tezat oluşturacak ihtişamı ile orada yaşayan insanları adeta baskı altında tutuyor izlenimi vermekte. Yoksulluğun pençesinde kıvranan bu insanların tek öncelikleri camimiydi! Amaçlanan hallerine şükür etmelerini sağlamak mı, nesillerini biat kültürü ile sürdürmelerini sağlamak mı!Çoğunun birbirine mesafesi 3-5 km. iken ihtiyaç öncelikleri cami mi olmalıydı! O köylerde kaderine terk edilmiş çocukların gelecekte ülke yönetiminde yer alma şansları varmı!Kendi kendime bu soruları sorduktan sonra merakımı yenemedim ve İstanbul’a döndükten sonra kısa bir araştırma yaptım. Türkiye’de kaç tane cami bulunmakta ve dağılımı ne şekilde diye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın cami envanterini merak ettim.
Nüfusa oranla sıralama şu şekilde:
İstanbul Nüfus; 12 milyon 573 bin 836 Cami Sayısı; 2 bin 944
Karaman : Nüfus; 226 bin 49 Cami Sayısı; 2 bin 893 (Nüfus olarak İstanbul’dan yaklaşık 55 kat daha küçük)
Konya : Nüfus; 2 milyon 192 bin 166 Cami Sayısı; 2 bin 694
Samsun : Nüfus; 1 milyon 228 bin 959 Cami Sayısı; 2 bin 577
Kastamonu : Nüfus; 360 bin 366 Cami Sayısı; 2 bin 489
Ankara : Nüfus; 4 milyon 007 bin 860 Cami Sayısı; 2 bin 694
Kaynak : Zübeyir Kandıra – İnternethaber -Özel
Burada Envanterde verilen sayılara dernekler ve vakıfların din adına gösterdikleri faaliyetler ile Diyanetten izinli Kuran kursları ve tarikat cemaatleşmeleri dahil değildir. Yazının başında eğitimin öneminden ve insan olmanın erdeminden bahsetmiştik. Yukarıdaki tabloyu görünce ister istemez Diyanet İşlerine hazineden ayrılan bütçe de merak konusu oluyor! Buyurun birlikte inceleyelim. Yıl Miktar Oran(%)
1990 783 milyar 96.3
1991 1.3 trilyon 95.4
1992 2.4 trilyon 93.2
1994 3 trilyon 711 milyar 24.1
1995 8 trilyon 368 milyar 160.3
1996 20 trilyon 693 milyar 269.8
1997 46 trilyon 595 milyar 125,2
1998 95 trilyon 489 milyar 105.8
1999 171 trilyon 750 milyar 79.1
2000 301 trilyon 238 milyar 48.8
2001 352 trilyon 196 milyar 17.2
2002 548 trilyon 189 milyar 83.0
2003 765 trilyon 278 milyar 28,4
2004 972 trilyon 748 milyar 21,3
2005 1 katrilyon 116 trilyon 664 milyar 14,8 Diyanet İşleri Başkanlığı ile Bazı Bakanlıkların Bütçeden Aldıkları Pay :Kurum Bütçe
Diyanet İşleri Başkanlığı 173 trilyon
İçişleri Bakanlığı 133 “
Dışileri Bakanlığı 115 “
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı 89 “
Ulaştırma Bakanlığı 49 “
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 137 “
Kaynak : Mustafa Peköz











